|
Hırçın sularıma eşlik eden martılar
da gidince,
Yağmalanan bir limana demirledimyüreğimi.
Sığınacağım bir esmerliğim bile yok
artık;
Yeni sözcükler aramalıyım iletsin diye yeminimi.
Çocuk bahçeleri de terk edince düşlerimi;
Çok özledim, gündüzleri güneşi betimleyin.
Ozanların tabutlarına serdim ateşlerden derlediğim
gülleri.
Bari bu görüntüleri milada saklayın.
Hüzünlerime de pike yapınca kara kuşlar,
Kuş olup kanat bıraktım bir siftah bile edemeden bahara.
Bir kara yılan gibi s ler çizerek ırayan dumanlarda;
Geri getirin hançer biçiminde beliren Ayı;
Yoksun kaldım yurdumun akşamlarından!
Ülkesiz bir bayrak gibi çırpınınca umutlarım,
Yarıya indirilen anlamı oldum barışın.
Dalını kıran bir ağaç, ağacını
kıran bir orman oldum.
Soludum havasını ceylanları kovalanmış
kırların.
Ad/alet rumuzlu Laheye özetleyince çığlığımı;
Rehin bıraktım gözlerimi, bakılan bütün aynalara.
Türkiye kadar bir hüzünle
Döndüm baharını ihmal eden bir yeşile, yeşilini ihmal
eden bir bahara.
Hızır Paşalar, Hazır Maşalar
kılığında kırınca sazlarımı;
Eylülden de beter bir ayda, geleceğime salladılar ters
çevrilmiş bir p biçimiyle urganı.
Unutma yurdum; ufkunda ceylanları kovalanmış
kırların tedirginliğinde
kundaklandığımı;
Unutma, Yağlı Sakallara Gömülü Suratlar Cumhuriyetinin
çektirdiği bu aile fotoğrafını!
(*)Bartın Kitap Fuarı Hasan
Bayrı Şiir Yarışması İkincilik Ödülü
|