BİR SES, BİR NEFES VE BİR İNSAN...

 

Bilmek insan yasaminin vazgecilmez ve önemli bir gercegidir. Ama o bilgiyi kullandiginiz amac ondan da önemlidir. Inanc ta elbette öyledir. Iste insani insan yapan, insani attan, ottan ayiran bir-kac özellikten örnektir bu degerler... Dostlar siz hic güneşin doğuşunu izlediniz mi, yada bir çocuk gülüşünü saatler boyu, cemrenin topraga düstügü günlerde bir sevgili tebessümünü, yada elinde kitaplari ayaz kis günlerinde dizboyu karlar icinde yüregi aydinlik dolu, bilime sevdali okullu cocuklari, sonbahar gözlü sevdalari, firindan yeni cikmis dumani tüten bir somun ekmegi bölüsen canlari ...davaya sevdalilari, inanca sevdalilari, yüregi yediveren güller misali, her yanginda yanan, her baharda inadina korkunc, inadina sevdali, inadina inancli acan, yoluna isik, dostlarina sevgi sacanlari gördünüzmü ... ben gördüm ... onu gördügüm ve tanidigim icin kenidimi sansli ve bahtiyar hissediyorum iki varsin Mehmet Ali Cosgun ...

“Göcmenlik zor zanaat” diyor ustalar “insan olabilmek gibi”. Yasami göcmenlik ile gecmis göcerken de göctügü heryere türkülerini, resimlerini, siirlerini, romanlarini, sevdalarini, inanclarini yaninda getirmis, geldigi topraklardaki, geride birakdiklari canlar gibi ...

Öyle dönemler olur ki insanligin tarihinde, korku siyah bir tül, bulanik bir gök gibi örter herseyin üzerini. Tüm iliskilere, devinimlere, tüm birim ve kurumlara siner rengi ve kokusu. Yasanan zaman, öncesi ve sonrasi olmayan bir tünele dönüsür. Insan ömrünün ölcülebilecegi yillar icersinde önemli bir uzulugu olur. Kimi zaman bu dar ve donmus zamandan, bu karanlik tünelden hic cikilamayacak sanilir. Iste ozaman insanin ve insanligin bir isiga, bir lidere siddet ile ihtiyaci olur. Bu vasiflari hissettim sende Mehmet Ali Cosgun...

Inandiklarina, düsünce ve özlemlerine biran önce ulasmak icin bilgini, birikimini, zamanini, sevgini, maddi gücünü gözünü kirpmadan harcadigini gördüm. Bunlar seni farklilastirdi, bu degerler seni sen yapti Mehmet Ali Cosgun...

Bu noktada bireyleri ve toplumu cözülmeden, umutsuzluk ve korkunun o dar ve siyah tünelinden kurtaricak olan en büyük iki olanak tarih bilinci ve inanctir. Iste tüm bunlarin bilesimini gördüm sende Mehmet Ali Cosgun...

Bir dost sohbeti, bir can muhabeti  sirasinda 1989 yilinda nasil bir ask ile üye oldugunu ögrendim Alevi Kültür Merkezine Mehmet Ali Cosgun...

1992 yilinda da yönetim kuruluna secildigini ve bir cocuk sevinciyle, abartisiz, samimi ve beklentisiz anlattin kendini ve düslerini Mehmet Ali Cosgun...

1993 yilinda o melun, o ugursuz hepimizi yakan yaz gününde 32 sivas sehitlerinin resimlerini özel bir teknik ve ugrasiyla yaptirip Alevi Kültür Merkezine astigin günü anlatirken saganaklar yagacak sandim üstüme, icinde beni de sürükleyen...

1994 yilinda yönetim kurulunda sekreterlik görevini nasil onurla üslendigini anlatirken Meteorlar düsecek sandim gözlerinden Mehmet Ali Cosgun ...

1998 den 2006 yilina kadar aktif üye olarak calistigini ve yine bu yillarda Alevi Kültür Merkezinin satin alinmasintan sonra, kurulan bagis komisyonunda görev aldigini ve 2 ay gibi kisa zamanda 15000 € dan fazla bagis topladigini, yine 2006 yilinda yönetim kurulunda görev aldiktan sonra, Alevi Kültür Merkezine  60 a yakin üye kazandirdigini gögüsündeki yarasini gösterten “istiklal gazi”si onuru ve mütevaziligi ile anlattin Mehmet Ali Cosgun...

Alevi Kültür Merkezinin satin alinmasindan sonra daha temiz, daha hijyenik bir mutfak icin aktif bir üye olarak yine 15000 € ya yakin bagis topladigini, 2007 basi itibari ile 60 a yakin aileyi “Alevilerin sesi” dergisine abone ettigini, cenaze üye formu icin Alevi Kültür Merkezine yeni üyeler kazandirdigini onurla anlattin Mehmet Ali Cosgun...

Son olarak Alevi genclerinin kitap okuma aliskanligi kazanmasi ve bilinclenmesi icin, özel bir calisma ile yüzlerce kitabi, Türkiyeden getirtip, sergiledigini anlatirken, göz bebeklerindeki onuru, ses tonundaki sevinci, yüregindeki inanci ... gördüm, duydum, hissettim Mehmet Ali Cosgun...

Bu birikimin,bu inancin, bu özlemlerinle ve yüregindeki o “kocaman cocukla” iyiki varsin diyorum Mehmet Ali Coşgun...

 

Birol Koldaş

 

 

SEVDALAR VE ÇOCUKLAR

 

Ne bakacak gözlerimiz var

Boşluklara

Ne öpecek dudaklarımız

Ne de saracak kollarımız...

Kalmadı çalacak sazımız

Tükendi sözçüklerimiz

Ve umudumuz

Ve hayallerimiz

İnsanı sevdik

İnsana inandık

Ve sivaslarda yandık

Kül olduk savrulduk

Kitaplar bıraktık

Yürekler dolusu

Ve türküler

Yarım kalmış sevdalar

Gözü yaşlı analar

Sönmüş ocaklar

Ve umuda

Ve sevdaya aç

Gözleri yüklü

Bulutlar gibi

Coçuklar bıraktık

Ve coçuklar...

 

Birol Koldaş