M A S A L (*)


İbrahim EROĞLU


Çiçek, kendi suretinde yaratırmış tomurcuğunu
Koparsan kırmızı kanarmış renklere
Aslında vazolar, alet edilme duygusu taşırmış
Vakitsiz devşirilen bütün çiçeklere

Ağaç, kendi suretinde yaratırmış dalını
Acemiliğini sonbaharda çıkarır
Geriye kalan üç mevsimde keyfini sürermiş doğanın
-Meyvesi için taşlanmak,
Münferit bir vakasıymış tarihinin-

Kuş, kendi suretinde yaratırmış yavrusunu
"Cik, cik" ler provası olurmuş
Uçacağı mavi gökyüzünün
Kerhen kanat bırakarak protesto etmese gökyüzünü

Koyun, kendi suretinde yaratırmış kuzusunu,
Kuzu kuzu dinlermiş efendime söyleyeyim büyüyüp koyun olduğunda.
Önce "kendi bacaklarından" başlarmış asılma faslı
Sonra "kasap et / koyun can" oyunu kapalı gişe oynarmış mezbahalarda

İnsan, kendi suretinde yaratırmış tanrısını
Yaranmak için yarattığı tanrısına
Alırmış eline ateşi
Önce kıyarmış en has ozanına,
Sonra "zil takıp oynarmış" hem de ´insan´, ´insana.´

                                                                          

(*) Bartın Kitap Fuarı 4. Hasan Bayrı Şiir Yarışması Üçüncülük Ödülü